resim fotograf blog
...

Bir Zamanlar

Tarih: Cuma, August 17, 2007 Saat: 02:05 Kategori: Dil Kultur Tarih
<-Yeni Sayfa Eski Sayfa->

 

O zamanlara dönmek ister miydiniz? Yani o günler bugünlerden çok daha iyiydi veya iyiymiş diyenler var mı?

 

Bugün televizyonda gördüğüm bir Kemal Sunal filmi bana çocukluğumu hatırlattı. 70’li yılların ortaları olabilir. Ben küçük bir çocuktum.

Günümüzde her yerde kolayca bulunulabilen temel tüketim maddeleri zor bulunuyordu. Yağ yok, tüpgaz yok, sigara yok, gaz yok.

 

* * *

 

Gaz:

Biz gaz derdik. Aslında gaz yağı denir. Bir zamanların çok önemli bir ihtiyaç maddesiydi.

Nerelerde kullanılırdı:

1) Meselâ bir zamanlar gaz ocağı diye bir aygıt vardı. Taşıması kolay, kullanışlı küçük bir şeydi. Dibinde yarım litre kadar sıvı alabilen haznesi bulunurdu. Yukarsında aynı küçük tüpgazların üstündeki gibi yanan yeri vardı. Yakmadan önce pompa yapılan bir çubukla birkaç defa pompa yapılırdı ki gazyağı yukarı çıksın. Şimdi onlar antika olmuştur. Ama burayı okuyup da beni yaşlı sanmayın:)) Henüz gencim daha:)) Biz toplum olarak genelde sadece çok yoksulduk, her yeniliğe kolayca adapte olamıyorduk.

 

2) Eskiden çok sık elektrik kesintileri yapılırdı. Her evde baş köşede gaz lambaları bulunurdu. Duvarlara asılacak şekilde yapılmış, şişeli şeylerdi. Alt şişesi sıvı gaz yağı içindi, üst şişesi ise yanan gazın hava akımlarından etkilenmemesi için, alevi koruyucu görevindeydi. Ayrıca bu üst şişe sayesinde gazyağı is çıkarmadan yanardı.

 

3) Eskiden gaz yağı yakan gaz sobaları vardı. Kimi gaz sobaları büyük, kimileri küçük olurdu. Küçük olanlar bugünkü katalitikler gibi borusuzdu. Bizimki de borusuz küçüklerinden biriydi. Üzerinde ekmek kızartılabilmesi avantajı da vardı. Küçük bir odayı o minik soba iyice ısıtabiliyordu. Evi kokuturdu ama zehirlenmezdik:))

Çok küçük yaşlarımda annem elime küçük bir gaz bidonu verirdi: "Helvacı Bakkal’a gaz gelmiş. Git hemen al."

Bakkala gittiğim zaman, bakkal "yok" demeyip bidonu doldurunca kendimi önemli bir adammış gibi hissederdim. Mavi kâğıt 5 lira şimdi gözümün önüne geldi. Bakkala uzatıyorum.

 

Sigara:

Bakkalların eline sigara geçtiği zaman herkese satmazlardı. Önemli müşterilerine satarlardı.

 

Sana Yağı: Biz o zaman margarin yerine sanayağ derdik. Bir bakkala yağ geldiğini duyan mahalleli bakkalın önünde kuyruk oluştururdu. Bazen bakkallar herkese yağ yetsin diye kişi başına en fazla iki paket yağ verirlerdi.

 

Tüpgaz:

Bu da yokluğunu çektiğimiz şeylerdendi. Kurtuluş’taki Aygaz bayiine tüpgaz geldiğini duyunca annem verirdi küçük ellerime küçük bir tüp, Kenanla gidin alın derdi. Gitmek, bir de en az yarım saat kuyrukta sıra beklemek vardı. Küçücük çocuğa yapılacak şey miydi? Ben olsaydım çocuğuma yapmazdım doğrusu. Kenan ise benden bir yaş küçüktü. Bir tüp de annesi verirdi Kenan’a. İki minik çocuk, ellerinde küçük tüpgazlar, tüpgaz bayisinin yolunu tutardık. Biz o zaman tüpgaz demezdik. Aygaz derdik. Bir de mavi ipragaz vardı ki pek fazla yaygın değildi. Ona da mavi aygaz derdik çocuk aklımızla:) Yollarda dinlene dinlene giderdik. Gidişte boş halini taşımak bile bizim için çok zordu. Dönüşte dolusu ile onca yol yürümek tam bir eziyetti. Bir de kuyrukta beklemek vardı. Bir keresinde hiç unutmam, tam sıra Kenan’la bana geldiği zaman tüp bitmişti. Kuyruktaki herkes söylene söylene geri dönmüştü.

Kurtuluş’ta tüpgaz bulamazsak Kasımpaşa’ya giderdik. Yakın sayılırdı. Ama annem beni oraya tek başıma göndermezdi. Beraber giderdik. Tüpü de annem taşırdı.

 

Ekmek:

Buna yeni gençlerin inanası gelmeyebilir ama ekmek için bile kuyrukta beklediğimiz günler olmuştu.

 

* * *

 

Sonra yine o zamanlarda sağ sol çatışmaları yoğundu. Her yerden cinayet haberleri gelirdi. Memlekette küçük çaplı bir iç savaş vardı.

 

Çocukluğumun daha erken zamanları böyle geçti. Yokluklar, anarşi, fakirlik. Her an bir yakınımız öldürülecek endişesiyle yaşıyorduk.

 

* * *

 

Abim lise birinci sınıftayken okul (Kasımpaşa Lisesi) basılmış, bazı öğrenciler tutuklanmış. Abimi de tutuklamışlardı. Hastal’daki yerde 10 gün kadar hapis kaldı. Orası askeri cezaevi veya askeri kışla olabilirdi. Çocuktum. Aklımda kalmamış.

O yıl abim lisede başarısız oldu. Sonraki yıl tekrarlayacaktı. Babam korkusundan bırakmadı. Almanya’daki dayım abimin buradaki anarşi ortamında okuyamaması üzerine istedi ki kızı ile formalite evlilik yaptırsın abimi Almanya’ya aldırsın. Her açıdan hayatı kurtulur diyordu dayım. Babam kabul etmedi. Kısacası abim ne okuyabildi ne de Almanyaya gidebildi.

 

Gençler o zamanlar siyasi konularda çok aktifti. Sağ kalanların bir kısmı şimdi kalantor iş adamları olup onların çocukları, kendi gençliklerinde aşağıladıkları lümpen* cinsi yaratıklar oldular.

* * *

Bazı davalara girip canını ortaya koymak, ölmek ya da öldürmek hep gençlikte oluyor.

Bekârlık yüzünden de olabilir. Evlenince çoluk çocuğa karışınca ne dava kalıyor ne devrimcilik.

* * *


* dipnotu:

Lümpen ne demek: ...

---Sonradan yani 26 Eylül 2007 tarihinde eklenen not: "Lümpen hakkında" aşağıdaki katkılarda gereken açıklamalar vardır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum (6) :: Yorum Yazabilirsiniz :: Bağlantı
<-Yeni Sayfalar | Eski Sayfalar->


Bu Yazıya Yapılan Katkılar ve Yorumlar:


2007-08-18 11:57:51 - 2007-08-18 11:57:51 - hile...
Yazan: adankana
Lümpenin anlamını okumuş bulunduğum için şu an araştırmaya falan kalkmadım tabii ki.
Ama ne yalan söyleyeyim ben de benpacella gibi biliyordum.
Eskilere gelince, bazı yönlerden güzel olurdu aslında. İnsanların daha doğal, dostane düşündükleri bir ortam. Fakat alıştığım bazı teknolojinin getirdiği şeylerden mahrum kalınca herhalde hayat çekilmez olurdu. Bir yazınızda vardı ya hani, eskinin kömürlü ütüleri aklıma geldi hemen. O dönem nasıl vazgeçilmezse şimdi de bizim için o kadar çağdışı. Tüp kuyrukları, karne ile alınan ekmek, şeker. Allah göstermesin bir daha.

Düzenleyen kiremit gün: Wednesday, September 26, 2007 saat: 21:44
Bağlantı

2007-08-17 22:53:22 - 2007-08-17 22:53:22 - lümpenin manası
Yazan: sweetgirl
İlk kez duyduğum bir kelime ama sayenide araştırdım, öğrendim ^_^
Ha ben bilmem o günleri bu arada.. Babam da anlatır ama yabancı bana o sahneler.
Lümpen
1. marksçılık akımına göre toplumsal sınıf bilinci olmayan.
2 . içinde bulunduğu toplumun kültürüne yabancı düşen, sözde bilgili tutum ve davranışlarıyla itici olan.

Düzenleyen kiremit gün: Wednesday, September 26, 2007 saat: 21:42
Bağlantı

2007-08-17 18:34:26 - 2007-08-17 18:34:26 - Lümpen ne demek:
Yazan: benpacella
İçinde bulunduğu toplumun kültürüne yabancı düşen, sözde bilgili tutum ve davranışlarıyla itici olan..
*******
Cevap: Bu da doğrudur ama bir zamanlar üniversiteli siyasetçi gençler bu sözü davası olmayan, günlük şeylerle avunan uyuyup giden kişilere diyorlardı.

Düzenleyen kiremit gün: Wednesday, September 26, 2007 saat: 21:40
Bağlantı

2007-08-17 16:40:29 - 2007-08-17 16:40:29 - Bir düşüneyim
Yazan: rzoo
O zamanlara dönmek ister miyim? Hayır. Aslında o dönemleri hatırlamıyorum. Ama başka açılardan da hiçbir zaman geçmişe dönmek istemem. Aynı şeyleri tekrar yaşamak pek hoş olmasa gerek, benim gibi çabuk sıkılan biri için. Geçmişte tekrar yaşamak isteyeceğim çok az anlarım var. O yüzden geri kalan ömrümü yaşamayı tercih ederim.

Düzenleyen kiremit gün: Wednesday, September 26, 2007 saat: 21:37
Bağlantı

2007-08-17 05:42:28 - 2007-08-17 05:42:28 - o günler...
Yazan: fuadyusufoglu
O günleri ben çok güzel hatırlıyorum. Gerçi yoksulluk had safhasadaydı ama dostluklar vardı hem de sadakatla. Riyakarlık yoktu. Şerefle ve haysiyetle insanlar dururdu. Allah(c.c.) Bizlere o yoksul günleri yaşatmasın Ama o eski ve riyasız candan dostlukları tekrar yaşatsın. amin.
*****
âmin

Düzenleyen kiremit gün: Wednesday, September 26, 2007 saat: 21:36
Bağlantı

2007-08-17 04:12:21 - 2007-08-17 04:12:21 - eskiye ait...
Yazan: benpacella
O zamanlara dönmek isteyip istememek diye sormuşsunuz, heralde bizler de "evet keşke o zamanlara geri dönseydik, yani "o günler bugünlerden çok daha iyiydi veya iyiymiş diyenler var mı?" sorusunun cevabına tam net olmasa da cevap vermek istedim kendi kendime..
O günlerle bu günler arasında toplum olarak pek bir fark yok, sadece teknoloji ve kısıtlı olan imkanlar arttı, o yönden şanslıyız. Şimdi bir tek telefonla tüpümüz evimize getiriliyor, takılıyor, kontrol bile ediliyor. Ekmek siparişleri yapılıyor, "Bize akşama şu kadar ekmek ayırtır mısınız Bakkal Ahmet Amca" ve ekmeğimiz de kapımızda.
Eskiye dönmeyi istemek hep çocuklukta yaşanılan sıkıntıların bilincinde olmamamızdan kaynaklanan bir şey aslında. Yani o zamanlara nazaran annelerimiz babalarımız için pek bir fark yok, sadece çocuklarının büyümesi, teknolojik ilerlemeler, çevre gelişimi vs. Bizler o yaşlarda sıkıntıları anlasak da büyükler kadar bilinçli olmadığımız için eskilerimizi, yani çocukluğumuzu tarifsiz bir hazine gibi görüyoruz. Oysa herşey aynı, bizler için şimdi nasılsa 15-20 sene sonra da aynı olacak. Hatta Allah ömür verirse belki de 50 yıl sonra bile aynı olacak.
Gaz lambası:
Bizim hâlâ var bir tane sanırım, durur kilerde bir yerlerde. Çok severim eskiye ait eşyaları.
Tüpler: Bir de o tüplerin tombul olanları değil de büyük mavi olanları alınırdı, ne çirkindiler:)
Sanayağ: Biz ona hâla sana yağı diyoruz:)
Sigara: O zamanları bilmiyorum ama sanırım sadece maltepe ve samsun kullanılıyordu, Marlboro ve diyer sigaralar kullanılmıyordu pek, kullananlara da "vaay filanca kişi Marlboro sigarası içiyor" diye parmakla gösterilirdi. Öyle hatırlıyorum.
daha neler neler..
********
Cevap: Birinci sigarası vardı, bahar sigarası vardı, bunlar filitresizdi. Galiba bir de hanımeli isminde sigara vardı unutmuşum.

Düzenleyen kiremit gün: Wednesday, September 26, 2007 saat: 21:36
Bağlantı


Kategoriler

ziyaretçi



En Üste Dön


Locations of visitors to this page
tracker