resim fotograf blog
...

eski İstanbul'dan bir kesit

Tarih: Cumartesi, Aralık 23, 2006 Saat: 07:04 Kategori: Dil Kultur Tarih
<-Yeni Sayfa Eski Sayfa->

Çocukluğumda İstanbul esnafları ve seyyar satıcıları

Küçüklüğümde bizim muhitte Rum esnaflar çoktu. Türk esnaflar da vardı tabi. Bizim eve en yakın bakkal, Sotiri adlı yaşlı bir Rumdu.

Bazen eşi de dükkanda bulunurdu. Mahallenin hanımları onunla tanış olmuşlardı. Bakkalda rastlaştıkça sohbet ederlerdi. Ben beş-altı yaşlarımdayken, amcamın oğluyla bir şey keşfetmiştik. Kola alırken ‘‘püsküyütlü gazoz’’ dersek, Sotiri bakkal kolanın yanında birkaç bisküvi verir, onların parasını almazdı. O zamanlar bisküvi büyük kutular içinde kilo hesabıyla açık satılırdı.

 

Bir de Rum kasap vardı. Adını hatırlamıyorum. Annem ona Müsü diye hitap ederdi. Annemle ne zaman o kasap dükkanına gitsek, benim çişim gelirdi:)) O zamanlar 4 yaşlarındaydım, tabi aklım ermeyecek yaştaydım.. Kasap bir yerden bir teneke kutu çıkarır, yere koyar, ben işimi bitirdikten sonra o tenekeyi ortadan kaldırırdı.

 

Limoncu amca: Yaşlı bir Ermeni idi. Sırtında bir çuval, sokak sokak dolaşır limon satardı. O zaman piyasada hiçbir yerde onun sattığı limonlardan göremezdim. Gayet büyük limonları nereden buluyorsa sadece o tür limonlardan satardı. Annem ondan limon alırken yaşlı adam ayakta durmazdı, alışveriş müddetince yerde otururdu.

 

Yoğurtçu Mehmet amca: Bu da seyyar yoğurtçumuzdu. Yoğurdun yanında yumurta da satardı. Annem ondan yumurta alacak olsa, beyazlarından al diye bağırıp dururdum. Mevsimine göre balık sattığı da olurdu.

Ama esas seyyar balıkçımız başkaydı. O sadece balık satardı. Mahallenin kedileri onu sesinden tanırlardı.. Balıkların kokusundan önce balıkçının sesini uzaktan alırlar ve doğru o yöne koşarlardı.

 

Zerzevatçılar birkaç taneydi. Zaman zaman el arabalarıyla sokak sokak dolaşırlardı.

 

Taksitçi Emin amca: Bu şahıs seyyar manifaturacıydı diyebilirim. Onun da zarzavatçılarınki gibi elle ittiği bir satış arabası vardı. Her türlü kolay taşınabilir dikiş araç gereçleri, kumaşlar, hırka, bulüz, ufak tefek kül tablası, vazo gibi şeyleri arabasına sığdığı kadar yükler ve çevrede dolaşırdı. Ev kadınları ondan genellikle taksitli alışveriş yaparlardı. Emin amcanın bir taksit defteri vardı. Haftada en az bir defa bizim sokağa uğrar hem bir şeyler satar hem de taksitleri toplardı. Emin amcanın bu taksitli satış yöntemi ev hanımlarına alışveriş yapmayı cazip hale getiriyordu.

 

Çingene bohçacı kadınlar: Bunlar sokaklarda dolaşarak çarşaf, kumaş, çamaşır vesaire satarlardı. Sattıkları şeyleri koca bir bohça içinde taşıdıkları için kendilerine bohçacı denirdi.

 

Sütçümüz: Süt güğümlerini elleriyle taşırdı. Yarım litrelik ve bir litrelik iki adet ölçü kabını yanından eksik etmezdi. Sakalı ve takkesi olduğundan annem ona hacı diye hitap ederdi. Maddi durumumuz iyi olmadığı için sütçümüzden veresiye süt alırdık.

 

Zeytinyağcı: Bu kişi genç bir adamdı. Zeytinyağı güğümlerini taşıyan bir eşeği vardı. Eşekle dolaşırdı. Bunun da sütçününki gibi ölçekleri, ayrıca bir de saç hunisi vardı. Önce ölçeğe doldurduğu zeytinyağını sonra saç hunisiyle bizim şişeye aktarırken zeytin yağının yavaş yavaş şişeye doluşunu, hava kabarcıklarının şişedeki yağ içinde nasıl hareket ettiğini gözlemlemek bana ilignç gelirdi. Çocukluk işte.

 

Daha yazacak çok şey var. Anlatmakla bitmez. Biraz yazmıştım baktım olacak gibi değil, bu işin sonu yok gibi!! İyisi mi burada kesmeli.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum (9) :: Yorum Yazabilirsiniz :: Bağlantı
<-Yeni Sayfalar | Eski Sayfalar->


Bu Yazıya Yapılan Katkılar ve Yorumlar:


2008-07-02 21:36:54 - 2008-07-02 21:36:54 - birsen
Yazan: isimsiz
ben ist. eski halini yeni haline tercih edenlerdenim yenüz 18 yaşimda olmama ragmen o samanlarda yaşadiginiz için gercekten şanslisiniz
Bağlantı

2006-12-24 15:15:14 - 2006-12-24 15:15:14 - SELAM:))
Yazan: waterfaal
Önce tebrik ederim:) çok hoş çok samimi bir yazı ile karşılaştım ve hem sizin anılarınızı hem benimkileri ikisini birden yaşadım hemde aynı anda:)) Nasıl beceriyorsunuz bunu anlayamadım:)) İstanbul'un Yedikule semtinde bir mahallede aynı şeyleri bende yaşadım, kocaman bir aile gibiydik mahalleli ve esnafıyla:) köşedeki bakkalımız Ekrem amca az çekmedi kahrımızı:) Arkadaşlarımızla çekirdek alır apartmanın merdivenlerine oturur etrafı kirlete kirlete yerdik bitirince eve koşar süpürgelerimizi alır güzelce süpürürdük:) manavımız, kasabımız hiç birisi unutulacak gibi değil, akraba gibi, mahalle çocukları kardeş gibi, çok büyük bir ailede içinde büyüdük, mutlu bir çocukluğumuz geçti, bizim oralarda da kiliseler çoktu, rumlar çok fazlaydı hiç yadırgamazdık, onlarda bizden biriydi herkesi önce insan oldukları için sevmek öğretildi bize çok güzel günlerdi:)) Şanslı hissediyorum bu güne bakınca kendimi:)) Eskilerin tadı bambaşka teşekkürler eskileri yaşattığınız, yüzümüzde gülümseme yarattığınız için:)) Bu arada selamınızı Asu ya en kısa zamanda ileteceğim, herşey gönlünüzce olsun... Abiniz iyidir inşallah dualarımız sizinle...
Bağlantı

2006-12-24 09:15:26 - 2006-12-24 09:15:26 - Merhaba Kiremit
Yazan: thares
Sedencik arkadaşımızın blogunda yorum yazan kişinin yanında yorumu yazdığı saat yer alıyor bu sayfa şablonunun özelliğinden miş ancak siz bu konuda uzman sayılırsınız bendede bu yorum yazılma saaatinin görünmesi tutku haline geldi bunun bir çözüm yolu varmı kendi şaplonumu değiştirmeden yorumun yazıldığı saati gösteren kotlar varmıdır.
Lütfen kusura bakmayın
Dostça Kalın
Bağlantı

2006-12-24 04:52:59 - 2006-12-24 04:52:59 - selamunaleykum
Yazan: sarmasdolas
yaziyi okurken anlatilanlar hem ilginc geldi hemde yabanci.. yasim hic de az olmamasina ragmen mahalle esnafiyla tanisikligim yada hatirlayacagim anim yok.. azcik eksiklenir gibi oldum.. bi bakkal var hatirladigim.. ama sadece ekmek ve gazete aldigimiz..
ama esnaf sayilmadigi halde hatirladigim, bi sutcumuz vardi.. esnaf deyil cunku biliyorsunuz kayitli ve mukellef deyil onlar..
sutcumuzu ben hic gormezdim cunku hep sabahin korunde gelirdi ben okulda olurdum.. ama isminin karanfil oldugunu hatirliyorum.. cunku bi gun kimoo dedigimde sutcuuuuu demisti.. bende bizim sutcunun kocasi sanmistim onu...

kendisiymis. :D

Bağlantı

2006-12-23 19:52:45 - 2006-12-23 19:52:45 - merhaba ...
Yazan: sedencik
güzel anılar...unuttuğum bir çok olayı hatırlattı...yoğurtcular her zaman ilgimi çekmişti çocukken...kimbilir belkide yoğurtcumuzu çok severdim ondandır...bir gün bunların hiçbirini hatırlayanda kalmayacak...sadece resimden ibaret kalacaklar...sağlıcakla...
Bağlantı

2006-12-23 19:20:23 - 2006-12-23 19:20:23 - SAGOLASIN
Yazan: kitabooku
GÜZELDİ O GÜNLER, AMA BUGÜNLERİ DE İLERİDE GÜZEL DİYE HATIRLAYACAGIZ,,.SEVGİLERLE
Bağlantı

2006-12-23 10:28:02 - 2006-12-23 10:28:02 - satıcılar
Yazan: hbasak
Çok güzel bir yazı olmuş.Geçmişteki gündelik yaşama ait ayrıntıları kayda geçirmenin çok önemli olduğuna inanıyorum. Elinize sağlık. Ben seyyar yoğurtçuları, zeytincağcıları, bohçacıları bilmem. Bir tek simitçileri ve patates-soğancıları bilirim. Annem, "çık balkona, seslen kızım" dediğinde çok zorlanırdım. Bağırmaya utandığımdan sesim çıkmaz, bir türlü durduramazdım satıcıları. "Beni duymadı, geçti-gitti" diye balkondan dönünce de annem kızardı:) Bir de sütçüler vardı; sütü sütçüden almaktan vazgeçip artık pastorize süt almaya başladığımız dönemi hatırlıyorum; adım adım olmuştu süreç :) önce içmek için pastorize süt, yoğurt yapmada-tatlıda kullanmak içinse "sütçü sütü" alınmaya başlandı, sonra sadece pastorize süt almaya başladık.....Ben de bir ara bunları anlatıp kayda geçirmeliyim belki.
Bağlantı

2006-12-23 08:09:03 - 2006-12-23 08:09:03 - Merhaba İyi Hafta Sonları
Yazan: thares
Huzur Dolu En Güzel Hafta Sonları Sizin Olsun
Güzel Bir Paylaşım Çocukluk Günlerime döndürdünüz
Allah Razı Olsun Sizden
Emeklerinize Sağlık
Paylaşımınız İçin Teşekkürler

"Sen üzülme bana
idare ediyorum işte
İttire ittire götürüyorum hayatı
bilinmezliği ile...
Sen üzülme suskunum diye.
Söküklerini dikiyorum gecenin.
Ay ile yıldızları birleştiriyorum,
Gök ile güneşi,"

Sağlık Mutluluk Neşe Huzur ve Başarı Dolu Günler Dileğiyle

Dostça Kalın

Bağlantı

2006-12-23 07:28:49 - 2006-12-23 07:28:49 - Selam...
Yazan: fuadyusufoglu
Sevgili yeğenim...EVET SEN GALİBA İHTİYARLADIN...Çünkü hanı meşhür bir söz vardır...ya da ata sözü pek bilmiyorum ama var..."Gençler hayalleriyel ihtiyarlar anı'larıyla yaşarlar..."
Ama güzel inankı nu sözlerin antıka gibidir...çünkü sen nasıl eskılerin sözlerini anlatırken ...bir gün gelecek senin sözlerini anlatanlar hayır la yad edecekler... bunu bilesin... Ama inankı o eski günler..yokmu hakıkatten çok çok güzel di Her şeye rağman insanlar DÜRÜST TÜ Gerçi şimdi de çok değerli insdanlar vardır ama o eskı tad yok...Belkı fakırlık vardı ama insanlar MUTLUYDU... bEN HATIRLIYORUM ARPA Ekmeyini yerdik... Ama şimdi bu günkü gençlere söylersen arpa ekmeyi nedir desen anlamazlar...çünkü malı böyle görmüşler..boıllukta yaşamışlar...fakırlığın kıymetını bilmezler...Be hatırlıyorum.. Durumumuz iyileştiği halde . Rahmetli babam çoğu zaman yemek bolduğu zaman da yemezdı et pilav olduğu halde yemezdi kuru ekmeyi alır tuza batırır ve yerdı Bana da"oğlum FIKİRLIK ÇOK ZORDUR." derdi..Evet malesef şimdi ki gençler boluk için de oldukları için kuru ekmek le tız dan anlamazlar...Allah(c.c.) bizleri de onlarıda İSLAH eylesın...AMİN....
Sevgiyle kalın...
Bağlantı


Kategoriler

ziyaretçi



En Üste Dön


Locations of visitors to this page
tracker