resim fotograf blog
...

Namaz

Tarih: Pazar, Nisan 15, 2007 Saat: 05:30 Kategori: Vicdan - Din
<-Yeni Sayfa Eski Sayfa->

İnsan namazda ne okuduğunu bilmelidir. Zaten namaz bunun içindir. Namazın başlıca özelliği, içinde Kuran ayetlerinin okunmasıdır.

Kuran'da insanlar düşünsün anlasın ve hareketlerini değiştirsinler diye Allah'ın kullarına olan mesajları var.

Bu sözleri Müslüman kişi her gün bilhassa namazlarda manasını düşünerek gözden geçirir. Kendi hâl ve hareketlerini Allah'ın razı olacağı şekilde düzeltmeye çalışır.

Kuran-ı Kerîm'in rehberi olmasını isteyen insan bunu ancak namazla başarır:

Küçük bir örnek: Hayat kargaşasında gıybet etmeden duramayan bir insan, gıybetle ilgili ayeti ezberleyip beş vakit namazda okur. Manasını bilerek okur. Düşünür. Mesela öğle namazı ile ikindi namazı arasında, okuduğu ayetlerin etkisinde kalır. Sonra ikindi namazında tekrar o ayetleri okur. Ve böyle devam eder. Namaz vakitlerinin arasında o etki devam edecektir.

Böylece, kısa bir sürede Allah'ın yardımıyla gıybet etme huyunu terk eder. Sonra ise, Kuran'dan başka ayetler seçerek o hükümleri hayatına yerleştirmeye çalışır.

Kuran'a göre iyi bir Müslüman olmak isteyen, Kuran kendisinin rehberi olsun isteyen kişiler bu güzel usulü tatbik ederlerse sonuç çok güzel olur.

İnsanlar namazı ilkel kabilelerin dinlerinin ritüellerine benzettiler. Anlamını bilmeden yat kalk, namaz kılarken bakkalın kızını düşün, torununa alacağın hediyeyi düşün, enflasyonu düşün, kredi kartı taksitlerini düşün, ama ayetlerin manalarını sakın bilme! Sakın düşünme! Şimdi böyle bir namaz namaz mıdır?

Namaz kılmak, tamamıyla Allah'ın bize olan mesajlarını günlük yaşam içinde gözden geçirmek, günde beş vakit tekrar tekrar düşünerek okumaktır. Kuran ayetlerinin manasını daha iyi idrak etmenin ve hayatta tatbik etmenin yoludur.

Namaz içinde Kuran ayeti olmayan şeyler de okuruz. Bunlar boşuna değildir. Mesela, rükûda “Subhane Rabbiyel-Azîm” deriz: Vakia suresinde “Azîm olan rabbinin adını tesbih et” diye emir vardır.

Peygamber efendimize salâvat okumak ise, yine Kuran'da bize farz kılınmış yani kesin olarak emredilmiş. Namazda salâvatlar da var. Böylece, bu örneklerde olduğu gibi, namaz kılan kişi Kuran'daki birkaç emri ayrıca yerine getiriyor. Namazın kendisi de zaten Kuran'da kesin olarak emredilmiş, Peygamber Efendimiz ve Sahabeleri savaş meydanlarında bile nöbetleşe namaz kılmaya devam etmişler, asla terk etmemişler.

Bir şeye dikkat:

Allah emretmiş: “Azim olan rabbinin adını tehbih et”

Tesbih etmek basit bir şey değildir. Ciddi konsantrasyon gerektirir. “subhanallah” demek bir tesbihtir. Manasını bilmek bile yetmiyor, kendini bu söze adapte etmek gerektiriyor. Subhanallah derken, Allah'ın hiçbir şeye benzemediğini, eşsiz olduğunu, yaratıklarla asla kıyaslanmasının mümkün olmayacağı kadar eşsiz, benzersiz, apayrı olduğunu bilerek inanarak düşünmek gerekiyor. Subhane Rabbiyel–Azim sözünde ise, Rabbiyel-Azim’in manası, benim Azim Rabbim demektir. Azim ise yüce, ulu, büyük anlamlarına gelir. Rab ne demek onu da bilmek gerekir. Osmanlıca'da “mürebbî” veya “mürebbiye”, çocukları terbiye etsin diye tutulan öğretmenlere dendiğini eski filmlerimizden biliriz. İşte Rab, terbiyesi yoluna girilmiş Allah, insanı gereken olgunluğa, gereken derecelere çıkaran, yetiştiren, terbiye eden demektir. Kısacası, kimin terbiyesi ve direktiflerini hayatınızın en önemli tek hedefi seçmişseniz, o sizin rabbinizdir.

 

Türkçe Namaz

Geçtiğimiz yıllarda televizyonda “namaz Türkçe kılınmalıdır” diye uzun zaman süren tartışmalar olmuştu.

Yaşar Nuri Öztürk, araştırmalarında şöyle bir şey bulmuş:

Hanefi mezhebi imamı, İmam-ı Azam Ebu-Hanife, Arapça konuşulmayan bir memleketin halkının “geçici bir süre için” namazı kendi dillerinde kılabileceklerine dair fetva vermiş. Buradan şu sonuç çıkabilir: Namaz Kuran- Kerîm'in dili ile kılınmalıdır, öte yandan namazda söylenen her bir kelimenin manası bilinçli olarak manası bilinerek söylenmelidir. Arapça bilmeyenler Kuran'ı anlayacak derecede Arapça öğrenmelidirler, öğreninceye kadar kendi dillerinde namaz kılabilirler.

Televizyondaki bu tartışmalara bazı dindar kesimler kızmışlarsa da, çok faydalı olmuştur.

(Dikkat: Düzeltme ilavesi: Yaşar Nuri Hoca'nın tesbitinin aslı şudur: Farsça yani İran dili konuşulan bir bölgedeki halkın geçici bir süreliğine sadece Fatiha Suresi'nin Farsça tercümesini namazlarda okumaya dairdir. Sadece Fatiha Suresi için tercümeye izin.. ve bir süreliğine.

İmam-ı Azam bugün yaşasaydı, bugünkü geniş imkanlar ışığında, böyle bir şeye gerek görmezdi herhalde. Ayrıca İslam tarihinde tercüme namaza İmamı Azamın Fatiha tercümesi izni dışında hiçbir islam alimi kesinlikle izin vermemiş.)

 

Arapça ve Kuran Arapçası:

Bir dili hakkıyla öğrenmek en az beş yıl ister. Ama kuranı anlayacak kadar biraz Arapça dilbilgisi ve sadece Kuran'da geçen kelimeleri öğrenmek birkaç aylık bir iş. Ayrıca bütün kelimeleri hemen ezberlemenize gerek yok. Namaz için ezberlemeniz gereken surelerin veya ayetlerin içindeki kelimeleri gerektikçe ezberlersiniz. İmkânı olanlar hemen başlamalı. Biraz öğrendikten sonra artık Arapça ayetler ile ayetlerin Türkçe meallerini kıyaslayarak bilmediğiniz kelimeleri sözlüğe ihtiyaç duymadan çıkarabilirsiniz. 1400 yıl öncesinin Arapçası ile bugünün Arapçası arasında büyük farklar yoktur.

Ben namaz kılıyor muyum? 7-8 yıl aradan sonra, geçen ay 23 mart Cuma günü yeniden başladım. Lisede okuyorken “dünyevi sebeplerle” Arapça kursuna gitmiştim. O zamanlar Arap turistler çok yoğundu. Babam Libya konsolosluğunda Arapça öğretildiğini duymuş, o sıra okullar yeni yaz tatiline girmişti, hemen git başla dedi. Ben istemedim. Bütün yaz ne yapacaksın diye bana kızdı. Mecburen kursa gittim. İyi ki gitmişim. Bugün Kuran'ı anlayarak okuyabiliyorsam bunu rahmetli babama borçluyum. Yanlış hatırlamıyorsam altıncı veya sekizinci kura kadar devam etmiştim. Sonra, üniversitede baktım o öğrendiğim Arapça ile Kuran'ı anlamak mümkün. O zamanlar ilk defa namaza başlamıştım. Yıl 1990 idi. 99 veya 2000 yılında bırakmıştım.

 

Hangi Namaz?

Sünnet namazlar Allah'ın bize direkt emri değildir. Ancak, Peygamber Efendimiz'e uymamız gerektiği, onda ne görürsek almamız gerektiği Kuran'da apaçık emredilmiştir. Bu ise kişinin hassasiyeti ile ilgili bir şeydir.

Yine de, zor geliyorsa veya vakit yoksa bir insan sadece farz olan rekâtları kılabilir.

Öğle namazından örnek:

İlk dört rekâtı sünnettir, yani Allah bunu emretmemiş, Peygamber Efendimiz hiç terk etmeden bu sünnet namaza devam etmiş. Sonra, dört rekât öğle namazının farzı vardır ki, işte esas Allah'ın kesin emri öğle namazı budur. Bundan sonra yine Peygamber Efendimiz'in hiç terk etmediği iki rekât sünnet namaz vardır.

Diğer vakit namazlarını da böyle düşünürseniz, Allah'ın kesin emri olan farz namazlarının gayet kısa olduğunu görürsünüz.

Çalışıyorum vaktim yok namaz kılamıyorum diyenlerin hiçbir mazereti yok aslında. Öğle tatilinde dört rekât farz namaz kılmak insanın en fazla dört dakikasını alır. Bunun için mi vakit yok? İkindi namazı da aynı şekilde 3 – 4 dakikalık bir vaktinizi namaza ayırabilirsiniz. Hatta akşam namazı daha kısa. Yatsı namazını geç vakitte evde kılabilirsiniz. Namaz tesbihatını ise hiç yapmasanız da olur. Yeter ki Allah'ın emrine –inanıyorsanız- tabi olun. Namazın sadece farz olan rekâtlarını kılın. Ramazan ayındaki teravih namazları da farz değildir. Kılmamanın hiçbir günahı yoktur. Üzerimize kesin emir olan, beş vakit namazın vaktinde kılınmasıdır.

 

Müekkede sünnet ve gayri müekkede sünnet namazlar:

Peygamber Efendimiz'in her zaman kıldığı sünnet namazlar müekkede, bazen kıldığı bazen kılmadığı sünnet namazlar ise gayri müekkededir. İkindi namazının dört rekât sünneti ve yatsı namazının evvelki dört rekât sünneti, gayri müekkede sünnet namazlardan olup bazı insanlar bu namazları kılmazlar.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum (9) :: Yorum Yazabilirsiniz :: Bağlantı
<-Yeni Sayfalar | Eski Sayfalar->


Bu Yazıya Yapılan Katkılar ve Yorumlar:


2007-12-19 21:50:54 - 2007-12-19 21:50:54 - NAMAZ
Yazan: elbanur
Namaz ile ilgili en çok şu soru ile karşılaşıyorum.Namaz farz mıdır?Evet farzdır dediğimde kendi kendine mi uyduruyorsun? K.Kerim'de nerde farz olunduğu geçiyor gibi karşılaşmamam gereken durumlarla karşılaşıyorum.Bu tür soru soranların amacı namazı öğrenmek değildir.Namaz direk olarak farzdır denilmiyor ama namazın vakitleri veriliyor.Ben varsam muhakkakki benim bir annem ve babamda vardır dolayısıyla namazın vakitleri belirtildiğine göre namazda vardır.Namaz ALLAH(C.C.) hatırlamak ona şükranlarımızı sunmak ona yaklaşmak ondan bir şeyler istememiz için vesilelerin en güzelidir.Namaz kılan kardeşlerim kıldığnız namazları anne babadan gördüğünüz için değil bunun bilincinde olarak kılarsanız çevrenizdekilere örnek teşkil etmeniz için daha iyi olacaktır.

*******
Yorumlarınız için teşekkür ederim. Namazın kuranın neresinde olduğu hakkında ben şunu eklemek istiyorum: Farz demek Allah tarafından apaçık ve kesin olarak emredilmiş demektir. Yani Kuranda sadece namaz kılın bile dense, buradan namazın farz olduğu hükmü çıkar. Kuranda birkaç yerde namaz kılmakla ilgili kesin emirler var.

Düzenleyen kiremit gün: Friday, December 21, 2007 saat: 00:02
Bağlantı

2007-08-08 09:31:23 - 2007-08-08 09:31:23 - ?
Yazan: rzoo
İnsan anlamını bilmesede arapça olarak namazını kılmalıdır.Namaz kılmamaya bir bahane olmamalı.Kuran-ı Kerim'i okuyup hatmediyoruz,hiçbirşey anlamadan.Ne yapalım okumayalım mı?Bir zamanlar onuda bilmezdik.İnşaallah oda olur.Olmasada ameller niyetlere göre değil midir?
Hem türkçe namaz kılınabilir diye fetva verilse,insanlar türkçesini ezberleyip namazlarını kılacaklar mı?

****
cevap:
hep söylerim, isteyen yapar. hodri meydan.
bunların amacı kafa karıştırmak.
aşağılık kopleksleri..
batılılara arap gibi görünmek korkusu.
sanki batı dünyasında bir itibarımız kalmış da, dilimizdeki arapça kelimeleler itibarımızı bozacak:)
neyse, namaz türkçe olsa da kılmayan yine kılmaz.
ağzı olan konuşuyor.

Düzenleyen kiremit gün: Wednesday, August 8, 2007 saat: 15:59
Bağlantı

2007-05-21 22:39:02 - 2007-05-21 22:39:02 - anlatamadığım namaz...
Yazan: mihri
namaz..
kanadımın kırıklarını okşarda,beni yeniden uçurur göklere...
hayatın kırıklarını alır üzerimden de..her vaktimde yeniden oldurur beni..ölen yanımı bir çırpıda diriltirde abı hayat oluverir..yürüyen bir ölü olmadan,çöldeki bir damla su gibidir namaz..ansızın girerde benliğime sükunetimi arttırır...beni ben yapar..benden almaz bişey..gerek duymaz..aslında bendekilere ihtiyacıda yoktur..benim o halim minicik bir mutluluk kaynağı da değildir..ohalde olmam tek sebebi :herşeyin benim için;benim ise sadece Rabbim için yaratıldığımı hatırlatır...uyuyan her güzelliği uyandırır,uyumayan tüm kötülükleri yatıştırır...

şimdi pek bilmiyorum KUR'AN I..öyle büyük cümleler kuramıyorum..içimde ne varsa o an yaşıyorum..namazı anlatamıyorum..sadece yaşıyorum...namazı kendi dilimce anlatmaya,kılmaya çalışıyorum..Rbbimi çok seviyorum..bazen kaçamak yapsamda 3 yıldır alnımı secdeye dayıyorum,Rabbim e en yakın olduğum anı güzel birşekilde yaşıyorum..gerisi boş gerisi hikaye geri dünya..DÜNYA DÜNYA...
Bağlantı

2007-04-21 22:53:50 - 2007-04-21 22:53:50 - İşte yararlı bir blog
Yazan: Alhaz
İnsan namazda ne okuduğunu bilmelidir.
Güzel ve yararlı bir konuya temas etmişsiniz.
Genç arkadaşların bu konudaki sorularına muhatap oluyorum sık sık.
Yanıt olarak yazınızı işaret edebilirim.
Sevgiler.
Bağlantı

2007-04-18 11:51:04 - 2007-04-18 11:51:04 - selam
Yazan: waterfaal
Size katılıyorum anlamını bilmeden okuduğumuz surelerin ayetlerin bence bir getirisi yok önemli olan onların anlamlarını bilerek okumak ve eksik yanlarımızı gidermek. Abdest alırkende öyle değil mi ellerimizi yıkamanın, ağzımıza su almanın, ayaklarımızı yıkamanın temizlik yanında çok daha farklı manaları var bunları bilerek abdest almak gerekir yoksa bize hiç bir faydası olmaz. Her yeni gün size yeni güzellikler getirsin...

****
kiremit: abdestte bildiğim kadarıyla bedende biriken negatif enerjilerin giderilmesi var. mesela su bulunmazsa teyemmüm abdesti alınıyor. şu an için bilmiyorum ama kastettiğiniz gibi özellikleri de olabilir.

Düzenleyen kiremit gün: 18/4/2007 saat: 16:44
Bağlantı

2007-04-17 15:16:16 - 2007-04-17 15:16:16 - ..
Yazan: ikindivakti
bana, oldu/olasi ters gelmistir, namazi ve ezani kendi dilinde okuma ve okutma calismalari. yurt disina ciktiginda insan daha bir anliyor, ayni dilde dua etmenin guzelligini. kaldi ki, biz bir imam arkasinda namaz kilan,kabe etrafin da yilda bir defa biraraya gelen insanlariz.

dusunun, yabancisi oldugunuz bir sehre veya ulkeye gitmissiniz, mam namaz kilip dua ediyor ve siz buna cok yabancisiniz. hangi cemaat anlayisi bu olayi aciklayabilir ki..

selam ile

***
kiremit: ben de bu şekilde düşünüyorum. ama bugünkü sıkıntıların sebebi Osmanlıların yanlışlıkları değil mi?
Müslümanların ortak dilini Arapça yapmak için uğraşacaklarına osmanlıca gibi suni bir dil oluşturmuşlar. hem Türkçemizin gelişmesinin de önüne geçmişler.
günümüzde ezanı ve ibadetleri türkçeleştirmek için uğraşanlar en başta islami vecibeleri yerine getirmeyen insanlar.
onlara sorsanız "ezan Türkçe okunsa sen camiye gidip namaz kılacak mısın?"
elbette bu soruyu bir baskı olarak kabul edecek, sizi susturacaklar.
zaten onlar islam dinini geleneksel bir öğe olarak kabul edip bu yüzden Türkçeleştirmek istiyorlar.
yıllarını ve bir servet tutarında paralarını ingilizce için sarf edenler, kuranı ve namazda okuyacaklarını anlayacak kadar birkaç aylık Arapça öğrenmeye çok soğuk bakarlar.
bir kere ben Arapça öğrenirken birisi "neden Türlkçeyi bıraktın" demişti.
bu kişinin Türkçesi benim Türkçemin yanında bir hiçti.
hep söylerim, halkımız okumaz, araştırmaz, sadece telkinlerle hareket eder.
bu insanları kim biraz olsun etkilemeyi bilirse, artık o kişinin sözlerinin dışına asla çıkamazlar.
çünkü kendilerinin yerine düşünen, neyin ne olabileceğini tasarlayan insanlar vardır.
bence bu da Osmanlı devletinden bize miras kalmış bir özelliğimiz.

Düzenleyen kiremit gün: 17/4/2007 saat: 16:00
Bağlantı

2007-04-17 01:38:33 - 2007-04-17 01:38:33 - herşey çok net ama...
Yazan: degirmenlerekarsi
aktardığın birçok görüş, yoruma meydan bırakmayacak kadar net ve doğru...

sadece kafamı karıştıran; "duaların anlamı bilinerek okunmalı" diyorsun ve ardından birkaç aylık Arapça çalışmayla bunun halledilebileceğini söylüyorsun...

hadi ben öğrendim, benden genç olan kuşaklar da öğrendi; çoğu okuma-yazma bilmeyen otuz beş yaş üstü yüzbinlerce, milyonlarca insan n'apacak..?

ya da boşver onları; geçmişte milyarlarca, trilyonlarca insan, anlamını bilmediği dualarla namaz kıldı ve öldü gitti... eğer doğru olan, anlamınını bilerek okumaysa ki öyle zaten, onların yanlışını nasıl değerlendirmek gerek..?

öte yandan, "dualar orjinal dilinde okunmalı" tezine kanıt olarak öne sürdüğün İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin fetvasını adeta yüzde yüz doğru bir kanıt olarak yansıtmışın... Şimdi bu yazıyı okuyanlar İmam-ı Azam'ın o fetvasına koşulsuz riayet mi etmeli? İmam-ı Azam'ın hiç yanılma payı yok mu?

kendi kişisel görüşüm ve inancım da "dualar ve ezan orjinal dilinde okunmalı" olmakla beraber, bu sorularımın yanıtını da merak ediyorum; nihayetinde benimki, inancımın yarattığı bir tercih ve bu, kendi kişisel mantığımın bir vargısı... bu görüşümü, herkesin kabul edebileceği bir mantıkla açıklamaktan yoksunum...

*****
kiremit: yapılması gereken var, insanların imkanları ellerinden geldiğince yapmaya çalışması var. muhakkak Allah hiç bir insanın olamayacağı kadar merhamet sahibidir. bilmeyen ama iyi bir insan olmayı isteyen insanları affetmek onun büyüklüğündendir.
bize düşen, yapılması gerekenleri bildiğimiz kadarıyla yerine getirmektir.
öğrenmenin yaşı yok derler ya, ben şahsen şimdi lisede anlayamadığım matematik - fizik derslerini bir bakışta anlayabiliyorum.
bir arkadaşım geçen yıl çocuklarına ders çalıştırmamı rica etmişti. anlamam, ben de lisedeyken o derlerden anlamam dediysem de en azından başlarında durman yeter demişti. derslere başladık, gördüm ki bir bakışta konuları anlayabiliyorum. formulleri, hesapları vesaire.. hatta çocuklar babalarına demişler ki, öğretmenimiz Ali abi gibi anlatabilseydi biz derslerde bu konuları anlardık:))
o zaman çok şaşırmıştım, lisedeyken nasıl anlayamıyormuşum diye..
her neyse, kısacası öğrenmenin yaşı yok. beşikten mezara ilim tahsil edin demiş peygamber efendimiz.
insan 70 yaşından sonra bile öğrenebilir.
insanlar dizi filimleri seyredip anlayabiliyorlarsa, kafaları çalışıyor demektir. isterlerse her şeye vakit de bulabilirler, öğrenebilirler de..
İmamı Azamın fetvasına gelince:
Yaşar Nuri Öztürk o konuşmasında kaynakları da söylemişti, ben not almayı düşünememiştim.
yalnız, burada hatırladığımı yazarken cümle kurmakta zorlandım. okuyunca genel bir fetva gibi anlaşılıyor. o fetva, o zamanki belirli bir halk için verilmiş diye hatırlıyorum.
yine de çok şey fark etmez, çünkü sonuçta bir dil bilmeme meselesi var.
ayrıca:
Kuranı kerim ve namaz, insanı insan etmek için değil midir?
kuran sadece ahireti kurtarmak için olmadığı kesin bir gerçektir.
insanlar Kuranı rehber etselerdi belki batı dünyasının geliştirdikleri bugünkü teknoloji seviyesini islam alemi belki iki yüzyıl önce geliştirmiş olacaklardı.
Kuranda medencilik metalürjiden uzay ilimlerine kadar, tıpdan zoolojiye kadar her şeye işaret edilmiş.
işte bugün islam aleminin içinde bulunduğu geri kalmışlık ortada..
Osmanlı Devletinden miras kalan topraklarımızda, Cumhuriyet kurulduktan hemen sonra şimdiki topraklarımızın doğusunda neredeyse vahşi hayat süren, hiçbir şey bilmeyen halk toplulukları bulup köylerini dolaşarak onlara insanlık, din-iman öğreten Kürt şeyhlerin yazdıklarını okuyunca şaşırmıştım.
sarayda avrupa müzikleriyle uğraşan halife (!) bütün yurttaki cehaletten vahşetten habersizmiş anlaşılan.
en başta devlet erkanı kurandaki emirlere lakayt imişler.
güya halifelik makamını ellerinde tutuyorlarmış.
balık baştan kokar, koca devletin yıkılması boşuna değil.
islamda sembolik halife nasıl kurana lakayt idi ise, sembolik namazın da pek bir faydası olmasa gerek.
şimdi bizim buralarda bir de sembolik minareler çıktı.
mescid olarak düzenlenmiş bazı binaların tepesinde tenekeden- saç levhalardan adam büyüklüğünde minareler yapıp üzerine bangır bangır ses çıkaran hoparlörler takıyorlar.
Allah bilir bu insanların imanı da semboliktir.

Düzenleyen kiremit gün: 17/4/2007 saat: 03:11
Bağlantı

2007-04-15 22:51:05 - 2007-04-15 22:51:05 - ne güzel bir ibadet
Yazan: fuadyusufoglu
Sevgili canım kardeşim.. Evet NAMAZ... NE GÜZEL BİR İBADETTİR... Allah(c.c.) bizleri namazı kılan ve namazın emri gereyince AMEL eden kullarından eylesin..AMİN...
Sana başarılar dilerim...Sevgiyle kalın.DUAYLA KALIN...

Düzenleyen kiremit gün: Saturday, September 22, 2007 saat: 06:49
Bağlantı

2007-04-15 13:07:54 - 2007-04-15 13:07:54 - .
Yazan: dogancanulker
kesinlikle namaz anlamı bilinerek kılınmalıdır. öyle insanlar vardır ki dindarım diye geçinen, bi tarafına kadar sakal uzatan ancak subhaneke nin bile anlamını bilmeyen !
Bağlantı


Kategoriler

ziyaretçi



En Üste Dön


Locations of visitors to this page
tracker